Plazadaki Sinsi Düşman

Ağustos ayının en sıcak günleri... Dışarıda cırcır böcekleri ve kızgın güneşin birlikteliği var. Evden çıkmaya hazırım; tam olarak 58 dakika sürecek olan işe gidiş süreme başlamak üzereyim. Araba ve ev arasında yalnızca 107 adım var. Bu da demek oluyor ki 43 dereceye maruz kalacağım fazla bir zaman yok. Yapabilirim. Hem sonra 16 dereceye getirdiğim klimamı son güçte çalıştırıp tamamen serinleyebilirim. İşe vardığımda ise 267 adımla ofise varacağım. Kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibi. Buz gibi soğutulmuş ofise girdiğimde günüm aydınlanacak… Buz gibi, serin, soğuk ama yapay ve bir o kadar da tehditkâr. Mutluluk vaadinin arkasındaki sinsi düşman… Dikkat edilmezse kronik hastalıkların cüretkâr ev sahibi; KLİMA.

Hayatımızı bu kadar konforlu hale getiren ve onsuz yaşayamaz hale geldiğimiz yüzyılın en güzel makinesi nasıl olur da bir tehdit olur? Nasıl mı?

* Klimanın vermiş olduğu serin havaya direkt temas etmek kas ağrılarına, boyun tutulmasına, nezle ve gribal enfeksiyonlara sebebiyet vermekte,

bunun yanı sıra baş ağrısına da neden olmaktadır. Bu olumsuz etkilerden korunmak için birebir klimanın vermiş olduğu serin havaya maruz kalmamak gerekmektedir.

* Klimanın neden olduğu bir tür zatürre çeşidi olan lejyoner hastalığı klimanın filtrelerine yerleşen legionella mikrobunu bulunduğu ortama yaymasıyla meydana gelmektedir. Temizliği yapılmayan klimaların içerisinde yerleşip çoğalan bu bakteri klima her çalıştırıldığında bünyesindeki mikropları bulunduğu ortama yaymaktadır. Bu havanın solunması sonucu da lejyoner hastalığına yani akciğer enfeksiyonuna sebep olmaktadır.

* Kapalı ortamda sürekli çalışan klimalarda hava sirkülasyonu ortamdaki mikropların yayılması işlevini kolaylaştırmakta ve bunun sonucu olarak da solunum yolu hastalıkları artmaktadır.

* Temizlenmeyen hava filtrelerinin yaymış olduğu mikroplar bulunduğu ortama dağılması sonucu oluşan kirli hava bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olmaktadır. Astım hastalığının oluşması ya da ataklarının sık arayla tetiklenmesine, ayrıca alerjik hastalıklara yol açmaktadır.

* Klimanın yaymış olduğu bakteriler bronşit, rinit ve sinüzit gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır.

* Kapalı mekanlarda sürekli çalışan klimalarda bulunan tozlar, bakteri ve mantarların yol açtığı rahatsızlıkları ise nefes darlığı, öksürük, boğazda ve burunda tahriş hissi, yorgunluk, baş dönmesi, bulantı, kusma şeklinde sıralamak mümkündür.

* Ani hava değişikliği sonucu kalp, akciğer ve şeker hastaları da durumdan olumsuz etkilenmektedir.

 

Sıcak havalarda kapalı mekânda çalışan plaza insanlarının bu durumda hiç şansı yok gibi görünse de aslında durum öyle değil. Klimanın zararlarından korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri şu şekilde sıralamak mümkündür;

* Klimamızın yıllık bakımlarını yaptırmaya özen gösterilmelidir.

* Klimanın birebir üzerimize temasından kaçınılmalıdır.

* Ortama giriş ve çıkışlar esnasında ani sıcaklık değişiminin olumsuz etkisinden korunmak için iç ve dış ortam sıcaklık farkı 6 dereceden fazla olmamalıdır.

* Klimada bulunan filtrelerin orijinal ürünler olmasına dikkat etmeli, ayrıca filtrelerin düzenli temizliğinin yapılmasını ihmal edilmemelidir.

* Olabildiğince doğal havalandırma yapılmalı, klima gün içerisinde mümkün olduğunca az süre kullanılmalıdır. Pencere ve kapıları açarak ortamdaki nem miktarının artması için zaman zaman doğal havalandırma yapılmalı, ortam yavaş yavaş soğutulmalıdır.

* Klima çalışırken sigara içmemelidir (zira sigara içmek başlı başına sağlığa zararlıdır): Klimalı ortamda sigara içilmesi kronik akciğer hastalığı, bağışıklık sistemini baskılayan çeşitli hastalıklar ve zatürree görülme riskini artıran etkenler arasındadır.

* Klimalara çok yakın durulmamalıdır. Direkt üflemeye maruz kalmak, özellikle terliyken kas tutulmalarına neden olabilir.

* Bu tarz ortamlarda çalışırken üst solunum yolu ve solunum yolu rahatsızlıklarına karşı bağışıklık kuvvetlendiricileri olan beta glukan, probiyotik ve multi vitaminleri alınmalıdır. Beta 1,3-1,6 Glukan maddesi vücudun genel bağışıklığını güçlendirirken ayrıca kişinin bitkinlik ve yorgunluk halinin giderilmesine de yardımcı olabilmektedir.

Beta glukan ile ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Beta-glukan, bakteri hücrelerinin ve bazı tahılların hücre duvarlarından ayrıca ekmek mayasından ve en önemlisi istiridye mantarından elde edilebilmektedir. Beta-glukan 1.3/1.6, bağışıklık istemini güçlendiren doğal ürünler arasındadır. Son yıllarda C vitamini ile kombine edilmesinin bağışıklık sistemini daha da güçlendirdiği belirlenmiştir.

1960'larda Dr. Nicholas DiLuzio Tulane Universitesi'nde yürüttüğü çalışmalarda bağışıklık sistemi aktive eden 1,3 / 1,6 D-Glukan’ı keşfetmiştir. DiLuzio'nun bu keşfi üzerine araştırmacılar 1,3 / 1,6 D-Glukan’ın nasıl çalıştığı, nasıl tüm bağışıklık sistemi aktivitesini artırabildiğini araştırmaya başlamışlar, bu konuda pek çok bilimsel yayın yapmışlardır. Böylelikle, bağışıklık sistemini güçlendirmede yepyeni bir yol da ortaya konulmuştur.

Sonuç olarak; dikkat edilmesi gerekenler ve takviyelerin yardımıyla sinsi düşmanı kahramanca yenebilir, plazanın uzun ve soğuk yollarında artık güvenle yürüyebilir ve yaşam konforumuzu taçlandırabiliriz.